DOYUMSUZLUK
Daha yaratılmadan kendisi için nimetleri hazır olan insanoğlu, bu nimetlerin bolluğu içinde hayatın her safhasında şaşırmış ve hep bocalamıştır. Nimetleri zamanın da ve de yerinde kullanmayı asla başaramamıştır.Önündeki ve emrinde ki bu kadar imkanı hep yetersiz görmüş ve daha fazlasını istemiştir.
Bu kadar nimet kendisine bol gelen insanoğlu, mutlu ve huzurlu olması gerekirken, aksine kanaatsizliği sonucu kendisini mutsuzluğa mahkum etmiştir.Ve bunun sonucunda doyumsuz ve mutsuz insan yığınları ortaya çıkmış ve her geçen gün de çığ gibi büyüyerek mutsuzlar ordusu sayısını artırmaya devam etmektedir.
O halde doyumsuz kişinin tarifini yapacak olursak, bu konuda çok değişik ifadelerle karşılaşmamız mümkündür.
Doyumsuz kişi, isteklerinin ardı arkası kesilmeyen,aza kanaat edemeyen,dolayısıyla çoğunu da bulamayan,istekleri zincirleme bir şekilde devam eden kişidir. Odası olsun ister, odası olunca odasını istediği gibi döşemek ister, odasını istediği gibi döşeyince kendine ait bir evi olsun ister, kendine ait bir evi olunca daha lüks bir evi olsun ister, daha lüks bir evi olunca daha güzel bir manzaraya sahip olan bir evi olsun ister,daha güzel manzaralı bir evi olunca oturduğu evin masraflarını karşılamak için daha iyi bir iş ister,daha iyi bir işi olduğu zaman daha iyi bir arabası olsun ister,daha iyi bir arabası olunca yaşadığı ülkeden daha yüksek standartlı bir ülkede yaşamak ister,daha yüksek standartlı bir hayata kavuşunca daha daha fazlasını ister ve "Allah gözünü doyursun" demek gelir insanın içinden.
Doyumsuz kişi, 100 yaşına da gelse daha yaşamak ister. Maddi manevi bir türlü doymak bilmez, hep daha fazlasını ister, tatmin olmak konusunda çıtayı her seferinde biraz daha yükseltme çabası içerisindedir. insanlığın doğasında olan, istediğini elde ettikten sonra elinde olandan daha iyisini daha fazlasını isteme durumudur.
Doyumsuzluk,mutsuzluğa mahkum olmaktır.Sürekli yenisini daha fazlasını istemektir. Ama her şeyin sahibi olmak, her şeyin istediği gibi olması da bi o kadar imkansızdır.Çok kötü bir alışkanlık. Alışkanlık diyorum, çünkü bu tür insanlar hep aynı şekilde devam ederler, doyma noktası yoktur, gözleri her zaman yukarıdadır.
Doyumsuzluk,insanın en büyük problemidir. Ölüm yok gibi yaşayanlar doyumsuz olur.Maddi ve manevi şeylerin değerinin tam mânâda kavranamamasıdır. Etrafındakiler ya acırlar ya da yanınızda durup kahkaha atarlar.Ve maneviyattan yoksun kişiler doyumsuz kişilerdir.
Çağdaş tüketim toplumunun beklentilerine bakarsanız, onun, üretimine katkıda bulunduğu doyumsuz bireyle dalga geçtiğini görebilirsiniz. Bir taraftan, yaşlanmanın belirtilerini sonuna kadar gizlemeyi amaçlayan bir sağlık ve kozmetik sektörünün desteğinde, "sonsuz gençliğin iktidarı" özendirilmekte, öte yandan artan bilgi birikimi ve gelişen teknoloji bireyin üretim ve yönetim sürecinde yer alabileceği süreyi kısaltmakta, onu, yeni gelenler karşısında her geçen gün daha vazgeçilebilir kılmaktadır.
Doyumsuz kişi, biricik yaşam sürecini yaşamın ereği olarak kabullenemez. Umutsuzluk ve öfke içindedir. Eğer beklentileri gerçekleşmemişse, başka ve daha anlamlı bir yaşama başlamasını sağlayacak bir imkan bulmak için aç gözlerle çevreyi tarayıp durur. İyi bir toplumsal konum edinebildiyse, elindeki imkanları sonuna kadar sömürür, sahip olduğu iktidarı kendinden sonra gelenlere bırakıp çekilmeyi beceremez. Gizli bir ölümsüzlük talebiyle bulunduğu yere dört elle yapışır.İktidarı ya da gençliğe ait zevkleri bırakıp, olgun bir yaşlılığa doğru çekilemeyen bu kişiler neredeyse farklı bir yaşam formu oluşturmakta, doğal yaşam döngüsünün kanallarına yapışarak tıkanıklığa ve ahlaki sorunlara neden olmaktadır.
İnsandaki tüketim hırsı, sınırsız bir insan tipi meydana getirmiştir. Bu sistemde birinin gösterişli bir hayat sürmesi için yine birilerinin açlıkla, yoklukla mücadele etmesi gerekmektedir. İsraf ekonomisine dayalı sistemin kuralı budur. Örnek olarak; düğünlerde dolarları savuranlar, çöplerden ekmek toplayanlar; estetik ameliyat için milyarları harcayanlar, asgari ücretle bir ay geçinenler... Hepsi aynı toplumun üyesidirler.
Alemlerin Efendisi (S.A.V) in evinin mefruşatı sıradan bir yatak, hurma yapraklarından örülmüş bir hasır, topraktan yapılmış bir su testisinden ibaretti. Evinin duvarları kerpiç, tavan hurma ağacı ve yapraklarından oluşmuştu. Halbuki Allah'ın elçisinin lüks içinde yaşamasını sağlayacak birçok imkánlar vardı. Hazineler onun emri altında idi. Oysa Peygamberimiz sahip olduğu bütün nimetleri toplumuna dağıtıyor, kendisi, eşleri ve çocuklarına daha az pay ayırıyordu. Ashabından daha fakir bir hayat sürüyordu. Bu yüzden eşleri zaman zaman şikáyetçi olmuşlar, Hz. Peygamber (S.A.V) ise sadelikten taviz vermeyip tavrını değiştirmemiştir.
İçinde yaşadığımız asrın belirgin özelliklerinden biri, lüks ve israf asrı oluşudur. İlim, fen ve tekniğin ortaya koyduğu geniş imkánlar, moda, lüks ve israf ile heba edilmektedir. Ülkemizde çöp tenekesine atılarak tam bir nankörlük ve çılgınlıkla zayi edilen miktar tonlarla ölçülmektedir. Bu tüyler ürpertici israfın, ülke ekonomisine getirdiği yükün faturası oldukça ağırdır. Unutmayalım ki, ekmek en büyük nimettir. Yeri çöplük değildir. Dünyanın muhtelif yerlerinde açlıktan ölen, bir dilim kuru ekmeğe, bir sıcak çorbaya hasret kalan insanların manevi sorumluluğu hepimize aittir.
Kuran-ı Kerim, israf ve lüks içerisinde yaşayanları zalim ve günahkár olarak nitelendirmektedir. Bir toplumda lüks içerisinde olan varsa mutlaka orada zayıf durumda olan yoksul kesimler de vardır. Bu iki zümre arasındaki büyük uçurum gönüllerde kin ve nefretin doğmasına, böylece toplumda huzursuzluğa ve yozlaşmaya neden olur. Her toplumda lüks ve israf içinde yaşayan tabaka, hep ahlaki bozulmanın kaynağı olmuştur. Bu yüzden yüce Allah safahat içinde yüzen kavimleri helak etmiştir.
Doyumsuz insan hırslı ve kanaatsiz olur, şükür yerine şikayetçi olmaya başlar.
Hırslı insan, arzu ettiği maksada asla kavuşamaz, devamlı kaybeder,Bir mü’min hırs denilen manevi hastalıktan kurtulmak ve uzak kalmak için gayret etmez ise ihlası kaybetmek tehlikesi ile karşı karşıya kalır.
Elinde olanla yetinmeyi bilen, sahip olduklarına şükreden ve onlarla doyuma ulaşıp mutluluğa ulaşan insan ideal insandır.
Hayatın bütün güzelliklerinin sizlerle olması dileğiyle ve yeni paylaşımlarda buluşmak ümidiyle Allah’a emanet olunuz.
Selam ve sevgilerle.
Halim KARACAN
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
|
USTA GAZETİCİ İSMAİL ŞANAL Abimize GE...
. Ayrıcı kaymakamımızı yerinde görmek...
GEÇMİŞ OLSUNNNNN..
çok güzel olacak inşallah, insanlar t...
bu habere çok sevindim.her gün defala...
Hocamıza Allahtan rahmet diliyorum tü...