Dünyadaki Cennet Nimeti Aile Huzurudur
Selam Dostlar
Bir süre ayrılıktan sonra yine sizlerle birlikteyiz.Yurt dışı görevim nedeniyle, şu an Almanya’dayım.Bundan sonraki paylaşımlarımızı inşallah buradan sürdürmeye devam edeceğiz.Bu paylaşımımı aile üzerine seçtim.Belki de bunun sebebi Avrupa ya geldikten sonra ailelerde tesbit ettiğim sıkıntılardır.
Yıllardır maddi endişeler ön planda olmak üzere, yurt dışına ülkemizden insanlarımız gitmekte , oralarda yeni dünyalar kurmaktadırlar.Bu kurdukları dünyalarına yıllar geçtikçe bazen damat olarak, bazen gelin olarak yeni sayılar katmaktadırlar.Bu katılımlar yaşanırken çoğu zaman insanların fikirleri sorulmamakta, hiç hazır olmadıkları bir anda, yabancı bir kültür, farklı bir dil, farklı dinler ve farklı bir iş hayatıyla karşı karşıya kalabilmektedirler.Hazırlıksız bir anda ummadıkları şeylerle karşılaşan insanlarımız, yaptıkları evlilikleri ancak birkaç ay, en fazla bir yıl sürdürebilmektedirler.Elbette devam eden istisna sayabileceğimiz evliliklerde vardır bu konu da ama genelde ithal yolla yapılan evliliklerde aynı sorun göze çarpmaktadır.
İslam Dininin temel amaçlarından biride sağlam bir toplum yapısı meydana getirmektir. Bu hususta birçok emirler ve yasaklar getirilmiştir. Toplum yapısını oluşturan en temel unsuru ise ailedir. Ailenin en temel iki üyesi kadın ve erkektir. Erkek ve kadın yalnızlığın giderilmesi, beraberliğin sağlanması, dünya hayatının mutlu bir şekilde geçirilmesi ve daha birçok hikmetler gereği birbirini tamamlayan iki ana unsur olarak yaratılmıştır. Huzurlu bir aile birlikteliği arıyorsak öncelikle aile yuvamızı meşru yollardan kurmanın çabası içerisinde olmalıyız. İnsan neslinin devamı, nesebin muhafazası, toplumu meydana getiren ve toplumun temel taşı olan aile müessesesinin kurulması meşru bir evlilikle mümkün olur. Evliliğin ilk temel şartı ise nikahtır. Ailenin temeli, nikâh dediğimiz kutsal bir bağla birbirine bağlanan ayrı cinsten iki insanın bir araya gelmesiyle atılır. Nikâh akdi, toplumun çekirdeği sayılan aile yuvasının meşrû olarak kurulmasının ilk şartıdır. Unutmayalım ki, bir nikah olmadan gayri meşru yollardan kurulmuş birlikteliğe aile dememiz mümkün değildir. Meşrû olmayan sebeplerle bir araya gelen insanların oluşturduğu topluluklar aile sayılmaz. Çünkü bu birlikteliğin temelinde nikâh değil, iffetsizlik vardır. Bu sebeple İslam dini, iffetsizlik sayılan zina, fuhuş ve her türlü gayri meşru ilişkiyi haram saymış ve şiddetle yasaklamıştır.
Mutlu bir evliliğin ve huzurla geçecek bir aile yuvasının kurulmasının bir başka şartı ise evliliğin kurulmasının zorlaştırılmadan kolaylaştırılmasıdır. Lükse kaçan, aşırı bir şekilde israf boyutlarını aşan ve sadece insanların beğenisini kazanmak için gerçekleştirilmek istenen evlilikler ise kişilere ağır külfetler getirmektedir. İslam Dini her hususta olduğu gibi aile kurulması esnasında da mutedil olmayı, insanları maddi ve manevi sıkıntıya sokucu davranışları sergilememeyi bizlerden istemektedir. Çünkü zor ve külfetli evlilikler hayır ve mutluluk getirmemekte ve çoğu zaman da süreklilik arz etmemektedir. Zaten külfet ve masraf mutluluk veren şeyler değildir.Her hususta olduğu gibi aile hayatının mutlu bir şekilde devam ettirilmenin bir başka şartı ise, aile bireylerinin birbirlerinin hak ve hukukuna riayet etmeleridir. Eşlerin birbirleri üzerinde hakları olduğu gibi ana-babanın çocukları üzerinde, çocuklarında ana-baba üzerinde hakları vardır. Bu haklara tam anlamıyla riayet edildiği müddetçe aile içinde geçimsizlik baş göstermeyecek ve neticede aile yuvası hayatını mutlu bir şekilde devam ettirecektir.
Hayatımızın her safhasında elimize geçmeyecek şeylerin hayalini kurup onların peşinden sürüklenip gitmektense elimizde bulunan imkanları en güzel şekilde değerlendirmeliyiz. Olmayacak şeyleri temenni etmek haset ve kin duygularını beslemektedir. Eşimiz bizim hayat arkadaşımız, aynı yastığı paylaştığımız, dert ortağımız olan bir insandır. Hayatı beraberce huzurlu geçirmek için aile hayatımızda olmayacak şeyleri temenni edip huzurumuzu kaçırmak ve bu sebeple birbirlerimizin hatalarını ön plana çıkartmak yerine, birbirimize hayrı ve güzelliği tavsiye etmemiz gerekir. Yüce Rabbimizde bizlerden bunu istemektedir. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Erkek ve kadın farklı yaratılışa sahiptirler. Yaratılış farklılıklarımızı da iyi kavramak kendisinden memnun olacağımız bir aile yuvasının anahtarı olacaktır. Eşimizin kendimiz gibi düşünmesini istemek ve onu buna mecbur etmek yerine, doğru olan şeyi müzakere etmek suretiyle bulma yoluna gitmek elbette kendi yararımıza olacaktır. Çünkü değer verildiği kadar değer, saygı gösterdiğimiz kadar saygı, muhabbet duyduğumuz kadar muhabbet ve sevdiğimiz kadar sevgi görmekteyiz. Aile hayatında erkeklerin hakkı olduğu kadar kadınlarında hakları vardır. Hak ihlalleri ise kul hakkını doğurmaktadır. “Benim eşim istediğimi yaparım” demek doğru değildir. Hak ihlallerinin gerçekleştirilmediği aile hayatı bize dünya cennetini yaşatacak bir hal alacaktır.Hayatımızın en önemli zaman dilimi olan, gelecek nesillerin yetiştiği ortam olan aile dünya cennetini bizlere yaşatacak ortamların başında gelmektedir. Bu birlikteliği sevgi ve saygı çerçevesinde, anlayışla, hak ve hukuka riayet ederek devam ettirirsek, her günümüz bir öncesinden daha güzel olacaktır. Hüzünler, sıkıntılar, dertler, hayatın zorlukları sağlam bir aile birlikteliğimizde en aza inecek, sevinçlerimiz, neşelerimiz, mutluluklarımız ve huzurumuz aynı zamanda en ulvi noktalara çıkacaktır.
Hayatın bütün güzelliklerinin sizlerle olması dileğiyle ve yeni paylaşımlarda buluşmak ümidiyle Allah’a emanet olunuz.
Selam ve sevgilerle.
Halim KARACAN
|
USTA GAZETİCİ İSMAİL ŞANAL Abimize GE...
. Ayrıcı kaymakamımızı yerinde görmek...
GEÇMİŞ OLSUNNNNN..
çok güzel olacak inşallah, insanlar t...
bu habere çok sevindim.her gün defala...
Hocamıza Allahtan rahmet diliyorum tü...